|
|
 |
 |
Okunma |
|
26 |
Atardamar Hastalıkları
Damar Sertliği Nedir, Damar Sertliği Tedavisi
Atardamarlarda
en önemli rahatsızlık, damar sertliği hastalığıdır. Yüreği ve beyni
besleyen damarlardaki bozukluklar, bu organlarda bazı bölgelerin,
canlılığını yitirmelerine yol açar. Batı dünyasındaki başlıca ölüm
nedenlerinden biri budur. Bacak atardamarındaki hastalıklar, giderek
kangrene yol açabilecek damar şişmeleriyle sonuçlanır.
Damar
sertliği, atardamarların iç çeperlerinde yağlı liflerin çökelmesiyle
ortaya çıkan katılaşma anlamına gelir. Bu durumda damarın lümen adı
verilen iç boşluğunu çevreleyen intima tabakasında oyuklar oluşur. Bu
oyuklar önce kanın doğal akışını engeller, sonra da kandaki alyuvar,
akyuvar, pıhtılaştırma hücreleri, fibrin adı verilen proteinler bu
oyuklarda birikmeye başlar ve giderek lümeni daraltırlar. Sonunda kan
pıhtılaşması damarı tamamen kapatacak ölçüye varınca, bu daralma, kanın
akışını tehlikeli biçimde yavaşlatacak kadar artabilir. Damarı tıkayan
bu maddelere atheromatus plaque adı verilir. Bu maddelerin damarı
daraltmasına ise stenosis denilir. Damar tümüyle kapanınca,
—atheromatus plaque tarafından— massedildi denilir.
Neyse ki,
damarların hemen her yerinde karşılaşılabilen atheromanın, daraltma ve
tıkama eğiliminin fazla olduğu yerler, damarların sadece belirli
bölgeleridir. Kan, daralmış ya da tıkanmış bölgelerden geçemediği
takdirde, çevresinden dolaşarak daha aşağı veya yukarıdaki damarlardan
kendine yol bulabilmektedir. Bu çevre yollara coilateral channels
denilir. Bunlar çok işlek hale geldiklerinde belli bir rahatsızlığa
yol açarlarsa da, bu rahatsızlık, vücudun doğal bir tedavisi haline
gelebilir. Bu tip damar tıkanmalarının son halini alması atheromatous
occlusion bütünüyle, çevre yollardan yapılan dolaşımın gelişip
gelişmediğine bağlıdır.
Atheroma kalıntılarının kesin nedeni,
tıbbın başlıca gizemlerinden biridir; bu bilgi eksikliği, kalıntıyı
önleme ya da başlayan süreci tersine çevirme çarelerinin bulunmasını
engellemiştir. Atheromanın gelişmesini hızlandıran belirli etmenler
vardır ki, bunları hemen herkes bilir. Damar Sertliği Belirtileri
Nedenleri; Yaşlanma, şeker hastalığı, aşırı şişmanlık, yüksek kan
basıncı, sigara içme ve yemek yeme alışkanlıkları ya da aileden gelme
yatkınlıklar. Özellikle şeker hastası olanlar, olmayanlara oranla bu
tür damar hastalığına daha çok yakalanabilmededir. Ayrıca küçük
damarların erkenden bozulup tıkanmaları ve çoğu zaman kangrene
dönüşmeleri, sonunda organın kesilmesine yol açmaları şeker
hastalarında daha sık görülür.
Buerger hastalığı (Thrombo-Angiitis Obliterans)
Amerikalı
Doktor Leo Buerger, 1924 yılında, damar sertliğinin ender görülen bir
türünü, özellikle otuz yaşından genç olan ve çok sigara içen kişilerin
bacaklarındaki küçük atardamarlarda görülen tıkanmayı teşhis etti. Bu
rahatsızlık kol damarlarına, giderek yürek damarlarına dek
yayılabilir. O günden beri doktorlar arasında Buerger hastalığının
gerçek niteliği üstüne çok tartışmalar yapıldı. Buerger'in teşhisi
bugün artık eskisi kadar doğru kabul edilmemektedir.
Aneurysm Nedir, Aneurysm Hakkında, Aneurysm Hastalığı Tedavisi
Atheroma
süreci, genellikle damarların daralma ve kapanmasıyla sonuçlanır. Kimi
zaman da damar çeperinin orta tabakasında — media— zayıflığa yol
açabilir ki, kan basıncı, zayıflayan noktayı dışarıya doğru esnetip
şişirir, damar bu noktada balon yapar. Çeper, patlayacak ya da kopacak
derecede incelip zayıflar. Buna aneurysm adı verilir. Eğer kopma, aort
gibi büyük bir damarda olursa ve hemen ameliyat edilmezse, iç kanama
sonucu erken ölüm görülür. Kol ve bacak atardamarlarında oluşacak
balonlarda da patlama olabilir. Bunu ağır bir kanama izler, daha sonra
kan dolaşımı kesilir ve en son kangren ortaya çıkar. Bazen de balon
patlamayıp pıhtı tabakalarıyla dolar ve bunlar balonu bütünüyle tıkar.
Kan bu tıkanıklık arasından yol bulup akabilirse de pek çok
rahatsızlıklar doğar.
Atheroma, aneurysmlerin tek nedeni
değildir. Özellikle beyin atardamarlarının çeperlerindeki doğuştan
gelen zayıflıklar, kirazı andıran aneurysmler oluşmasına dek varabilir.
Bunlar patlayacak olurlarsa inmelere ve çoğu zaman ölüme yol açarlar.
Çok genç kişilerde de görülebilirler. Damar çeperlerinin mikrop kapması
da aneurysme dönüşebilir. Cinsel ilişki yoluyla geçen frengi hastalığı
da bu konuda önemli yer tutar, ama erken tedavi edildiği takdirde çok
ender görülen bir aneurysm nedenidir. Yine çok ender olarak,
atardamardaki yıpranma ve yaralanmalardan da aneurysm doğmaktadır,
örneğin derine işleyen kurşun yaraları gibi. Aneurysm tedavisi
Aneurysmler,
kopma veya ansızın kapanma tehlikesi yüzünden ilk fırsatta ameliyat
edilmelidir. Bir aneurysm basınçtan etkilenip ağrı verir hale
geldiğinde, bu, hızlanan bir şişmenin ve olası bir kopmanın
habercisidir. Sadece çok yaşlı kimselerde ya da başka hastalıklar
yüzünden halsiz kalmış kişilerde, aneurysmler kendi haline
bırakılabilir.
Aneurysm cerrahlığı yapay damar cerrahlığının
gelişmesiyle zenginleşmiştir. Onsekizinci yüzyılda cerrahlar, kol ve
bacak aneurysmleri koptuğunda, organın kesilmesinin zorunlu olduğunu ve
geriye kalan bölümdeki kaçınılmaz
iltihaplanmanın da yüksek ölüm
olasılığı taşıdığını biliyorlardı. Uyuşturmanın ve kan naklinin
bilinmediği o yıllarda, kopmamış aneurysmleri tedavi ederken
yapabildikleri en iyi tedavi şekli, bir bağırsak kirişiyle aneurysmin
çevresini iyice sarmaktı. Bu işlem, aneurysmin içinden kanın akmasını
engelliyor ve kanı pıhtılaştırıyordu, böylece kopma tehlikesi de
ortadan kalkıyordu. Bağlanmış damarın çevresinde bulunan damarlardaki
dolaşım, hastalıklı kol ya da bacağın canlı tutulabilmesine bağlıydı
ister istemez ve bu da çoğu zaman başarılamıyordu.
Aneurysm
cerrahlığı 1920'lere dek, bunun ötesinde bir gelişme sağlayamadı.
Cerrahlar damardaki şişkin bölümü kesip atarak ve kesilen iki ucu
yeniden birbirine dikerek, aneurysmlere doğrudan müdahale etmeye
başlayınca, aneurysmin içindeki bütün pıhtı ve birikintiler ortadan
kaldırılmış oldu. Ama bu ameliyat çoğu zaman başarısızlığa uğruyordu,
çünkü geriye kalan aneurysm duvarı genellikle çok hastalıklıydı ve
kopma ya da yeni aneurysm oluşumu kaçınılmaz oluyordu.
Bu
yüzden tek doyurucu çözüm, aneurysmi bütünüyle kesip atmak ve yerine
yeni bir parça eklemekti. Bu tekniğin geliştirilmesi için yirminci
yüzyılın ortalarına dek beklemek gerekti. Ama bu teknik bir kez
uygulanmaya başlanınca, bütün çağdaş atardamar cerrahisinin temeli
atılmış oldu; kol ve bacak, böbrek ve bağırsakları, yürek ve beyin
atardamarlarından aorta kadar hepsi bu teknikten nasiplerini aldılar.
Elbette bütün bunlar gerçekleşmeden önce, damar değiştirme ve parça
ekleme uygulamaları keşfedilip geliştirilmek zorundaydı.
Emboli Nedir, Emboli Tedavisi
Bir
kan pıhtısı, ya da seyrek olarak, kopmuş bir atheroma parçası,
atardamardan geçerken, daralan bir noktada tıkaç oluşturursa, embolus
(çoğul: emboli) adını alır. Bu pıhtıların çoğu, yüreğin sol bölümünden
gelir. Emboli Belirtileri Özellikle yüreğin atış ritmi aksadığında, sol
kulakçık yetersiz kasılma nedeniyle tam boşalmaz ve pıhtılar oluşur, bu
pıhtıların bir bölümü embolus olarak damarlara geçer.
Bir
embolus, bir atardamarı tıkadığında, o damarın beslediği bölge yeterli
kan alamaz, bu duruma ise haemia adı verilir. Tıkanmış damarın
çevresindeki damarlar (collateral channels), bu eksikliği
gideremezlerse rahatsızlık ağırlaşır, örneğin bir kol yada bacak
atardamarı kapanırsa, kangren oluşabilir, beyin atardamarının
tıkanması inmeyle sonuçlanır. Bazen emboli çok küçüktür ve aksayan
yürekten bağımsızdır. Bu mikro-emboli, ağır isehamiaya yol açmaz, ama
küçük atardamarları kapatabilir.
Toplardamarlardaki
emboli, yüreğin sağ bölümünden geçip akciğerlere,gider. Bunlara
pulmonary emboli adı verilir. Bu konu, toplardamar hastalıkları
bölümünde ele alınacaktır.
Emboli Tedavisi
Geniş
atardamarlardan embolinin erkenden sökülüp atılması genellikle yapılan
bir işlemdir. Yaşlı ve hastalarda bile yerel uyuşturmayla az tehlikeli
bir ameliyat kolayca gerçekleştirilebilmektedir. Kol ve bacak
atardamarlarında ağır kapanmalara yol açan daha büyük embolilerin
giderilmesi, Fogarty balloon catheter adıyla anılan parlak buluşla,
büyük ölçüde kolaylaştırıldı. Bu aygıt, ucunda küçük bir balon bulunan
uzun ve uygun bir plastik tüp (catheter)'ten oluşur ve catheter
aracılığıyla su şırınga edilerek balon şişirilir.
Balonun
çeşitli boyda olanları vardır, şişkinken çapları üç-on milimetreye
ulaşanları kullanılır daha çok. Örneğin bacaktaki bir emboli teşhis
edildiğinde, damar ameliyatla açılır, bu yer genellikle kasık olur.
Fogarty catheter sönükken damarı tıkayan pıhtının içine geçirilir,
sonra balon şişirilir ve catheter, pıhtıyı da birlikte sürükleyerek
geri çekilir. Embolectomy denilen bu işlem, aşağıya ve yukarıya doğru
birkaç kez yinelenir, kan damardan düzenli olarak akmaya başlayınca,
bırakılır. Bu sade ve hızlı teknik, çoğu zaman yerel bir uyuşturmayla
başarıya ulaşır, böylece yitirilecek bir kol ya da bacak kazanılmış
olur. Ancak embolectomy, embolusun saptanmasından sonra birkaç saat
içinde uygulanmalıdır. Çok ender olarak kırksekiz saatten fazla
gecikildiğinde de başarı sağlanabilmektedir. Bir embolus çıkarılıp
atıldığında ona neden olan kaynak saptanmalı ve ileriki emboiiler
önlenmeye çalışılmalıdır, örneğin düzensiz yürek ritmlerinin tedavisi
yoluna gidilmesi gibi. Hastanın birkaç ay anti-coagulant ilaçlar alması
da, olası embolilerin tehlikesini azaltmak bakımından yararlıdır. Bu
ilaçlar, kanın pıhtılaşmasını belirli ölçüde azaltırlar.
Raynaud Hastalığı, Raynaud Sendromu
Bu
terim hastalıklardan oldukça yıpranmış küçük atardamarları tanımlamak
için, ilk kez 1879'da, Parisli Doktor Maurice Raynaud tarafından teşhis
edilmiştir. El ve parmaklardaki, bazen de ayaklardaki küçük kan
damarlarında, şiddetli ve ani daralmalar (vaso-constriction) olur. Bu
durum, genellikle bu organların soğuktan etkilenmeleriyle ortaya çıkar.
Parmaklar beyazlaşır, uyuşur, rahat hareket edemez. Bu nöbet bir kaç
dakika sürer, sonra giderek geçer. Eller önce mavimtrak bir renk alır
(eyanosis) sonra her zamanki pembeliğine kavuşur. Ağır olaylarda
nöbetler çok sık olur ve havanın soğuk olmadığı durumlarda bile
görülerek yaşamı çekilmez hale getirir. Bu durum genç kadınlarda daha
yaygındır.
Kanın koyuluğundaki (viscosity) değişmeler ve
plateletlerdeki yapışkanlığın değişmesi, damar genişlemesini denetleyen
sinirlerdeki olağandışı şiddetli tepkilerle en küçük atardamarların
daralması; olayda görülen değişikliklerdir. Ama yine de kesin neden
bilinmemektedir.
Ancak, büyük çapta ve ağır biçimde seyretse
bile, rahatsızlığın zararı büyük değildir; Chilblains (şişkin,
kırmızı ve kaşıntılı yerler) kış aylarında yaygınlaşmasına karşın
hiçbir zaman, damarlarda kangrene dönüşecek sürekli kapanmalara yol
açmazlar. Daha ağır olan ancak daha seyrek görülen tip, parmaklardaki
küçük damarlarda gerçek kapanmalara yol açar. Bunun nedeni, lifli
dokuların birikmesi yüzünden ortaya çıkan tıkanmalardır.
Yüksek kan basıncı (Hypertension), Yüksek Kan Değerleri
En
yaygın dolaşım hastalığı, yüksek kan basıncıdır. Hypertension diye
bilinir. Kan basıncı, sphygmomanometer denilen bir araçla ölçülebilir.
Bu araçta bir cıva sütunu milimetrik olarak işaretlenmiştir. Olağan
systolic kan basıncı (yüreğin her vuruşunda en yüksek düzeyine ulaşır),
120-140 mm cıva sütunu yük-sekliğindedir ve (iki yürek
vuruşu-arasındaki en düşük basınç olan) diastolic basınç, 70-80 mm
arasında değişir. Kişiler arasında büyük farklılıklar göstermesine ve
yaş ilerledikçe yükselmesine karşın, 110 mm'lik bir diastolic basıncın,
ya da biraz daha yukarısının, tedavi zorunluğu getirdiği genellikle
kabul edilir. Ama daha düşük düzeylerde rahatsızlık ortaya
çıktığında, tedavi yine gerekebilir.
Yüksek kan basıncı,
yüreğe, beyne, gözlere ve böbreklere zarar verebilir. Malignant
hypertension adıyla bilinen, çok ciddi ve bazen hızlı ölüme yol açan
bir yüksek kan basıncı türü, daha çok gençlerde görülen; ancak çok
ender rastlanan bir durumdur. Yüksek kan basıncı olayları,
atardamarlardaki değişmelerden — sertleşme ya da yaygın adıyla
arteriosclerosis'den— kaynaklanır, ama hiçbir zaman belirli ve açık bir
nedeni yoktur. Primary ya da idio-pathic hypertension adıyla bilinen
türleri, çoğu zaman kalıtsaldır. Genellikle idrar söktürücü diuretic ve
kan basıncını azaltan tansiyon düşürücü ilaçlarla tedavi edilirler. Bu
hastalığa yakalananların yüzde onunda böbrekler, böbrek üstü bezleri ya
da başka bezlerde rahatsızlık görülür. Kan basıncını düşürebilmek
amacıyla tedavi zorunludur. İlaç tedavisi dışında, kan basıncı yüksek
olan kişiler, ruhsal bunalımlardan kaçınmalı, yeterince dinlenmeli,
aşırı şişman iseler kilo vermelidirler.
|